Sponsorlu Bağlantılar

“Bunu Benden Kimse Alamaz!” adlı anı.

Madalyaların alınmak istenmesi üzerine Mustafa Kemal’in söyledikleri…

“Bunu Benden Kimse Alamaz!”

Sivas Kongresi için Tokat’tan Sivas’a gidiliyordu. Otomobiller Sivas’a doğru bomboş mesafeler arasında hızlandıktan sonra bir ara düşünceli sessizliğinden ayrıldı; gülümseyerek ve şaşarak dedi ki: - İstanbul’dakiler, rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış! Hakları yok ya. Çünkü ben onların her birini bir harp meydanında, bir hizmet
Yazının devamı...

Atatürk’ün kitap okumaya verdiği önem ile ilgili anı. Atatürk’ün kitap okuma sevgisi ile ilgili kısa anı. Atatürk’ün kitaba verdiği önemle ilgili bir hatıra.

Atatürk, kitap okumayı, araştırma yapmayı, fikir ve düşüncelerini insanlarla paylaşmayı seven bir liderdi. O’nun, henüz okul çağlarında başlayan kitap okuma alışkanlığı, savaş zamanında bile devam etmiş, cumhuriyet yıllarında ise daha da artmıştır.

Cumhuriyet döneminde büyük bir kütüphaneye sahip olan Atatürk, okumuş oldu
Yazının devamı...

Atatürk’ün insana verdiği değer ile ilgili anılar

Yaşamı boyunca insanlığın huzur ve mutluluğunun tesis edilmesi için büyük çaba sarf edilmesini isteyen Atatürk, insana ve insanlığa büyük değer vermiştir. Her insanın huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşamasını, insanlık adına herkesin üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmesini arzu etmiştir.

O, bu konuda bir çok örnek davranışlarda bulunmuş, toplumun ve belirli görevlerde bulunan kişilerin bu hususta son derece dikkatli o
Yazının devamı...

Lâkap ve Unvanların kaldırılması ile ilgili anı

Atatürk’ün toplumsal alanda yapmış olduğu devrimler (İnkılaplar)arasında bulunan “Lâkap ve Unvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934)” hakkında anı.

Bay – Bayan

Atatürk, bir gün o zamana kadar kullanılmaya alışılmış olan “Bey, efendi, hanım, hanımefendi, paşa hazretleri” gibi unvanları kaldırmak için bir yasa taslağını meclise vermişti. Bu sıralarda “BAYÖNDER” adındaki piyesin düzeltilmesiyle uğraşmaktaydı.

Atatürk,
Yazının devamı...

Atatürk’ün Anlatımıyla Sakarya Meydan Muharebesi

Atatürk Sakarya Meydan Muharebesinin nasıl kazanıldığını anlatıyor. Atatürk’ün dilinden Sakarya Savaşı.

Sakarya Meydan Muharebesi

Düşman ordusu 23 Ağustos 1921’de ciddi olarak cephemize temas ve saldırıya başladı. Bir çok kanlı ve bunalımlı safhalar, dalgalanmalar oldu. Düşman ordusunun üstün grupları, savunma çizgimizin bir çok parçalarını kırdılar. Bu ilerleyen düşman birliklerinin karşısına kuvvetleri
Yazının devamı...

Mustafa Kemal’in “Atatürk” soyadını alışı ile ilgili anı. Atatürk soyadını nasıl aldı? En güzel Atatürk anıları.

Mustafa Kemal Nasıl ATATÜRK Oldu?

Mustafa, Mustafa Kemal olmakla kalmadı…

Sonraki yıllarda yeni adlar almaya, yeni şanlar kazanmaya devam etti…

Çanakkale Savaşı’ndan sonra rütbesi paşalığa yükseltilince, adı Mustafa Kemal Paşa oldu.

Kısaca, Kemal Paşa diye anılmaya başlandı.

Sarı Paşa diyenler de oldu.

Sakary
Yazının devamı...

Atatürk’e ABD’den gelen mektup ve Atatürk’ün cevabı.

Al Karanfili Severim!

Atatürk, Cumhurbaşkanıyken ABD’den bir mektup alır.

Mektubu yazan, “Ben bölgemin ileri gelenlerinden biriyim… Sizin çok büyük bir insan olduğunuzu biliyorum, eserinizin hayranıyım,” dedikten sonra bir istekte bulunur:

“Hangi çiçeği çok sevdiğinizi bana yazmak cömertliğinde bulunursanız, o çiçeğin en güzel cinsine, sizin adınızı vereceğim…”

Atatürk, mektubu yanıtlaması için, Genel
Yazının devamı...

Ne Emrederse Yapacağız!...

Gazi Paşa Olmasaydı Millet Kendi Başına Yürüyemezdi!

Tarih 30 Ekim 1925. Ahmet Ağaoğlu Bey Hakimiyeti Milli’ye gazetesinde yazar:
 
Geçenlerde bahçemde kuyu kazan bir köylüye sordum:

-Şapka giyeceksin!

-Evet, giyeceğim.

-Neden?

-Gazi Paşa emretmiştir.

-Etsin ne olur?
 
Köylü vatandaş beni baştan aşağı hayretle süzdü, “Etsin ne olur? Olur mu efendim? Gazi Paşa olmasaydı ben senin bu kuyunu
Yazının devamı...

Dağ Başını Duman Almış!

Yıl 1919… Ülke işgal altındaydı!

19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü… Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi.

İlk durak Havza olacaktı.

Yâverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi.

Araştırıldı, soruşturuldu… Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi.

Mustafa Kemal,

“Tamam,” dedi.

Arkadaşları,

“Ama çok
Yazının devamı...

Atatürk Şapka Devrimini Neden Kastamonu’da Yaptı-Anı

Şapkayı Orada Giyeceğim!

1925 yılı Ağustos ayı başlarındayız. Atatürk’ü ziyarete Kastamonu’dan bir heyet gelmişti. Atatürk o gün bir çok heyeti kabul etmiş ve yorulduklarından, Halk Partisi Genel Sekreteri Saffet (Arıkan) Bey’e; “Diğer heyetleri benim adıma sen kabul et ve önemli gördüğün heyetleri ise İsmet Paşa’ya götür.” demişti.

Ancak Kastamonu heyeti geldiğinde nedense Saffet Bey, Atatürk’ü haberdar eder. Atatür
Yazının devamı...

Cumhuriyetin Verdiği Mutluluk!

Atatürk, 23 Ağustos 1925 öğleden sonra Çankırı’dan Kastamonu’ya hareket etmiş ve yol üzerinde Ilgaz kasabasına gelinmiştir. Halk arasından Ilgazlı Gazi Onbaşı Atatürk’e şöyle seslenmişti:

“Gazi Paşam, emin olunuz ki istiklâl ve namus uğrunda kurban olanların gözleri açık gitmemiştir. Sağ kalanlar, gaziler huzur ve mutluluklarından kuşku duymuyorlar. Onları dinleyen bir hükümet var. Geleceğimizden kesin olarak eminiz, çünkü kısa bir süre içinde sa
Yazının devamı...

Kılık Kıyafet ve Şapka Devrimi İle İlgili Anı

Hacı Abalı ile Atatürk

Hacı Abalı Küre’li... Açık sözlü, samimi, sıcak kanlı, zeki, hazırcevap bir zat... Küre’nin sevilen sayılan tatlı ihtiyarlarından… Kerestecilik ve çiftçilikte uğraşan çalışkan ve serbest, umursamaz gibi fakat çok samimi, tabii tavırlı bu ihtiyar da Atatürk ile buluşan KÜRE  heyetinde!.. Mevsim yaz, Ağustos sıcağından bunalmış ve Atatürk’ün huzurunda; Fesini takkesini ve fesinin etrafına doladığı abani sa
Yazının devamı...

Bir Türk Cihana Bedeldir!..

25 Ağustos 1925 Salı günü Atatürk, Mareşal üniformasını giymiş ve göğsüne istiklâl Madalyasını takmış olarak ve beraberlerinde Kastamonu Milletvekilleri Ali Rıza, Mehmet Fuat, Çankırı Milletvekilleri Talât, Ziya, Kütahya Milletvekili Nuri, Rize Milletvekili Fuat Beyler, Paşalar ve yaverleri ile Kastamonu kışlasına giderek askeri teftiş etmişlerdi. Teftişte asker ve subaylara verdiği savaş görevlerinin iyi yapılmasından memnun kalan ATATÜRK “Gördüklerimden m
Yazının devamı...

Atatürk ve Çoban adlı bir anı.

Atatürk ve Çoban

Atatürk arada bir güzel havalarda kırlara çıkmaya severdi.Bir arabaya atlar,bir süre gittikten sonra arabadan iner, biraz da yaya dolaşırdı.

Böyle bir gezinti sırasında dağ başında, kendisini tanımayan bir çobanla ahbaplığa girişmiş, sürüden, koyundan söz ettikten sonra aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:

-Sen Atatürk’ü bilir misin?

-Bilmez miyim efendi?Ona Gazi Paşa da derler.

-Peki ne yapmış Gaz
Yazının devamı...

Atatürk’ün çocukluk anıları. Atatürk’ün çocukluk yılları ile ilgili anılar. Mustafa Kemal’in çocukluk yıllarına dair anı. Atatürk’ün çocukluğu hakkında anılar.

Ben Eğilmem!

Biraz belini bükmesini, başını eğmesini istiyorduk. O ise dimdik durmakta ısrar ederek bizi sırtından atlatmadı. On bir on iki yaşlarında var, yoktu…

Evimizin bahçesi büyüktü. Sık sık mahalle arkadaşları toplanır ve o zamanlar Selanik’te pek moda olan “Mançık” oyununu oynardık. Bu bir nevi “Birdirbi
Yazının devamı...

Atatürk’ün Türk tarihine verdiği önem ile ilgili anı.

Atatürk’ün Bir Tarih Öğretmenine Öğüdü

Atatürk’ün, 2 Eylül 1928 de Gelibolu ve 24 Aralık 1930 da Edirne Kız Öğretmen Okulu’nu ziyaretlerinde O’na çiçek sunan ve Atatürk’ün isteği ile tarih öğretmeni olup, İkinci Türk Tarih Kongresi’ne Gelibolu Ortaokulu tarih öğretmeni olarak katılan Refet Angın anlatıyor:

20-25 Eylül 1937 tarihleri arasında yapılan İkinci Türk Tarih Kongresi’nde delege olarak bulunuyordum.


Yazının devamı...

Balkan Festivalinde Gençlerle.

Afet İnan anlatıyor:

“1936’da İstanbul’da Balkan Antantı’nın bir gösterisi olarak Balkan memleketlerinin katıldığı bir festival düzenlendi. Bu amaçla Beylerbeyi Sarayı’nda toplanıldı. Atatürk, milli kıyafetleriyle oyunlar yapan Balkanlıları zevkle seyretti. Türkiye’nin birçok bölgelerinden bu festivale, milli kıyafetleriyle katılan gruplar gelmişti. Bunların çeşitli hareket ve melodilerle yaptıkları danslar seyredildi. Atatürk, bunlardan bilhassa
Yazının devamı...

Çocuklardan Zarar Gelmez

Babam, Atatürk’ün deniz korumasında görevli Polis Müdürlüğü kaptanıydı. Çocukluğumda ben de her Türk gibi Atatürk’ü yakından görmeyi candan özlüyordum. Bu nedenle bir gün babam beni de yanına aldı.

Atatürk, Türk Ulusu’nun özgürlüğe kavuşması ve uygar bir ulus olması için olağanüstü bir çaba göstererek çok yorulmuştu. Bu nedenle dinlenmek için sık sık İstanbul’a gelir yorgunluğunu çıkarmaya çalışırdı. Bu arada Boğaziçi’nde gezinti yapardı. Ara sıra deni
Yazının devamı...

En Seçme Atatürk Anıları.

Atatürk’ün Zaferden Sonra Ankara’ya Gelişi

Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her evde, her ocak başında bu konuşuluyor; herkes birbirine sarılıp bunu kutluyordu.

Ben, bu son büyük muharebede yaralanmış, Ankara’ya gönderilmiştim. Ankara’da Numune Hastanesi’nde yatıyordum Bizler bu olayları gazetelerden ve gelen hasta bakıcılarından öğreniy
Yazının devamı...

Atatürk sevgisi ile ilgili anı. Atatürk sevgisini anlatan anı.

Endonezya’da Atatürk Sevgisi

Yakup Kadri Karaosmanoğlu yazıyor:

“Endonezyalı bir tanıdığım Tahran’da bulunduğum sıralarda şahit olduğu bir olayı bana şöyle hikâye etti:

-‘Bundan dokuz yıl önce ticaret işi için Saygon’a gimiştim. Baktım, halk tapınaklarda toplanmış, bir matem töreni yapılmaktadır.

-‘Ne oldu, kim öldü?’ Diye sordum.

-‘Mustafa Kemal ebediyete göçtü’ ded
Yazının devamı...

Sırp Kralının Ziyareti

Sırp Kralı Alexandre ve Kraliçe Mari, 1933 yılında Türkiye’yi ziyarete gelecekti. Atatürk ve koruma  kıtasından bir grupla bizler bu nedenle İstanbul’daydık.

Kral Dolmabahçe’ye motorla gelecek ve Atatürk de onu rıhtımda karşılayacaklardı. Biz bu karşılama törenini iyice görmek için sarayın üst katındaki rıhtıma bakan odalara yerleşmiştik. Oradan üç beş metre mesafeden motorun yanaşacağı rıhtım iyice görülüyordu.

Az sonra motor uzaktan göründ
Yazının devamı...

Tahtakale Yangını

Ben Hamza oğlu Mustafa, Muhafız Alayı İkinci Tabur Üçüncü Bölükte 1929 yılında askerlik görevimi yapıyordum. O sene Ankara’da çok büyük bir yangın oldu. Tahtakale yangını. Bu yangınla o zamanki Ankara’nın büyük bir kısmı yanmış yüzlerce kişi evsiz kalmıştı.

Bu yangın kısmen söndürülmüş, kısmen de devam ederken hem emniyet açısından hem de her hangi bir yağma olmasın diye yangın yerini askeri birlikler 8-10 metre ara ile çepeçevre emniyete almıştı. İçeriye de
Yazının devamı...

Ankara`da kaldığım müddetçe yaptığım müşahede şuydu ki, her huzuruna çıkan muhakkak onun tesiri altında kalıyordu. Bir defasında, onunla mühim müzakerelerde bulunmuş olan Yunan devlet adamı Venizelos`tan aynen şu sözleri dinlemiştim:

-Çok büyük bir adam. Bu kadar geniş fikirli bir asker daha tanıdığımı hatırlamıyorum. Hükûmet ve devlet işlerindeki vukufu sonsuz.

Mustafa Kemal hakikaten fiilin en geniş manasıyla "hükmetmişti". Vekillerden herhangi biri konuştuğu, şu veya bu mes
Yazının devamı...

Sultanahmet Camii’ndeki büyük ilgiden birkaç gün sonra Atatürk beni çağırtıp, “Sultanahmet Camii’ndeki dini merasim çok güzel olmuş ve halkta çok ilgi göstermiş. Bunu daha büyük bir camide yapıp (radyo ile) bütün ülkeye dinletelim, ne dersiniz?” dediler. “Emredersiniz Paşam” dedim. Hemen emir verip hazırlıkları başlattı.

Ben de 1932 yılı Ramazanın 26. Kadir gecesi olan gecede, o zaman cami olan Ayasofya’da yapılacak mevlit için hazırlıklara başladım. Altı kişilik hafızlar grubunu, Haf
Yazının devamı...

Atatürk’ün Milli Bilince Verdiği Önem İle İlgili Bir Anı

Atatürk ve Milli Şuur (Milli Bilinç)

Şemsettin Günaltay, Türk Dil Kurumu tarafından Ankara’da 1951 yılında düzenlenen Olağanüstü Türk Dil Kurultayı’nda yaptığı konuşmada Atatürk’e ait şu hatırasını anlatmıştır:

“… Mânen büyük Atatürk’ün büyük ideallerini, herşeye rağmen ve herkese karşı müdafaa etmeyi tekeffül etmiş insanlarız. Bizzat benden Atatürk, bu teminatı defaâtla istemiştir. Demiştir ki, “Hocasın, profesö
Yazının devamı...

Telif Hakkı Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Link verilmeden ve kaynak gösterilmeden her hangi bir yazı yada içerik bilgisinin alınarak web sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. Sitemizin içeriği internet üzerinden sürekli olarak kontrol edilmekte olup, telif hakkı ihlalinde bulunanlar hakkında gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ataturkdevrimleri@hotmail.com iletişim adresimizden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır. www.ataturkdevrimleri.com En Büyük Atatürk Sitesi - Site Haritası