İstiklal Marşı ile ilgili anılar

İstiklal Marşı ile ilgili anılar, milli marşımız olan İstiklal Marşı hakkında kısa anılar, kısaca 12 Mart 1921 istiklal marşının kabulü ile ilgili anılar.

(İstiklal Marşının Yazılması Anısı.)

İstiklal Marşı’nın Yazılması

Yeni kurulan devlet için bir “Milli Marş” yazılması hususunda Büyük Millet Meclisi’nin altı ay müddet vererek açtığı “İstiklâl Marşı Müsabakası”na muhtelif şâirlerin gönderdiği tam 724 şiir gelir. Bu şiirler, oluşturulan bir komisyonda incelenir ve içlerinden altı tanesi seçilerek Meclis matbaasında bastırılıp milletvekillerine dağıtılır.

Mâarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Hamdullah Suphi Bey, yarışmaya para ödülü konulmuş olması yüzünden iştirâk etmemiş olan şâir Mehmet Akif Bey’e müracaat ederek, onunda bir şiir yazmasını ister. Bunun üzerine Mehmet Akif Bey; “Ben mebusum, müsabakaya iştirak etmem, ayrıca yazarım” diyerek teklifi kabul edip, ikâmet etmekte olduğu Tâceddin Dergâhı’nda, “Kahraman Ordumuza” ithaf ettiği İstiklâl Marşı şiirini yazdı. (1)

(İstiklal Marşının kürsüden okunması ile ilgili anı.)

İstiklal Marşı’nın Okunması

Milli Eğitim Bakanı kürsüye çıkarak büyük bir heyecanla İstiklâl Marşı’nı okur. Marş’ın her satırı, her kıtası sürekli alkışlarla karşılanır. Meclis’i büyük bir heyecan kaplar.

Abdülgafur Efendi dua ediyor, bütün Meclis âmin-han oluyor. O gün Üstat için en muazzam bir gündü. Hayatında bu kadar heyecanlı bir gün geçirmediğini söylüyordu. (2)

Nihayet 12 Mart 1921 günü Meclis’te yapılan oylamada Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı “İstiklal Marşı” adlı şiir Milli Marş olarak kabul edilir. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden tekrar okuduğu “İstiklal Marşı” milletvekillerince ayakta dinlenir…

(İstiklal Marşı ile ilgili kısa anı, istiklal marşı anı)

Ben Yalnız Gördüğümü Yazdım

Bir gün Üstad’a sordum:

“– İstiklâl Marşı’nı niçin Safahat’a koymadınız?”

“– Onu millete hediye ettim, dedi; artık o, milletindir. Benimle alâkası kesilmiştir. Zaten o, milletin eseri, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım. (3)

(Anılarla İstiklal Marşı)

Allah, bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın…

Mehmet Akif, son günlerinde, hasta yatağında yatarken kendisine İstiklal Marşı için,

“Acaba yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?” diye bir sual sorulmuş. Akif’in şu cevabı, bu marşın neyin destanı, neyin mahsulü olduğunu anlatacak bir vecizedir:

“O şiir bir daha yazılamaz, onu ben de yazamam; onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. Allah, bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.”

(Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı Anıları, İstiklal Marşını konu alan anılar, Mehmet Akif Ersoy’un dilinden İstiklal Marşı nasıl yazıldı anısı.)

İstiklal Marşı Milletin Malıdır

Üstad, uzun bir hicretten sonra memlekete dönmüştü. Gurbet illerinde sevgili yurdunun hicran ve hasreti onu yakmış, kavurmuştu. Ciğerleri şişmiş, vücudu bir külçe kemik halinde kalmıştı. Beyoğlu’nda Mısır Apartmanı’nın loş ve sâkin bir odasında son günlerini yaşıyordu. Sevdiği bazı arkadaşları kendisini ziyarete gelmişlerdi. Milli Mücadele günlerinden bahsediliyordu. Söz İstiklâl Marşı’na intikal etti.

İstiklâl Marşı denince üstadın gözleri büyümüş ve parlamıştı. Hastabakıcının yardımıyla doğruldu, anlatmağa başladı:

“– İstiklâl marşı... O günler ne samimî, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifâdesidir. Bin bir fecâyi karşısında bunalan ruhların, ızdıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz... Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur...”

Bunu söylerken Üstad yorulmuştu. Başı yastığa düşüyordu. O kemik külçesini yavaşçacık itina ile yatağına uzattık. Misafirler veda ettiler. Üstad gözlerini kapadı. Sakin, sessiz uyumaya başladı. (4)

(1) Muallim Mâhir İz (Mehmed Âkif’in talebesi ve arkadaşı), Yılların İzi, s. 128, İstanbul 1975.
(2) Fergan, C. 1, s. 80.
(3) Fergan, C. 1, s. 166. Mehmed Âkif’in talebesi ve seyyah, gazeteci Mehmed Tevfik Efendi’nin oğlu Mehmed’in hatırası.
(4) Fergan, C. 1, s. 82.

Etiketler: istiklal marşı anılar, istiklal marşı anı yazıları, istiklal marşı konulu anılar, hatıralarla istiklal marşı,
Eklenme: 24.02.2013
Okunma: 2883

Yorum yaz

İsim
E-Posta
Yorum
Son 500 karakter...
Güvenlik
Telif Hakkı Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Link verilmeden ve kaynak gösterilmeden her hangi bir yazı yada içerik bilgisinin alınarak web sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. Sitemizin içeriği internet üzerinden sürekli olarak kontrol edilmekte olup, telif hakkı ihlalinde bulunanlar hakkında gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ataturkdevrimleri@hotmail.com iletişim adresimizden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır. www.ataturkdevrimleri.com En Büyük Atatürk Sitesi - Site Haritası
DMCA.com Protection Status