Çanakkale Savaşı Özet

Çanakkale Savaşı (1915)

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Girişi

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı ilk aylarda savaş dışı kalmayı tercih etmişti. Çünkü devlet, büyük ve yıkıcı bir savaşın yükünü çekemeyecek kadar zayıf durumdaydı. Osmanlı Devleti’nin bu savaş dışı durumu, Boğazlardan geçebilecekleri için İtilaf Devletleri’nin işine gelmekteydi. Ancak Almanya, Boğazların kapatılmasını ve Osmanlı Devleti’nin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu.

11 Ağustosta Goeben ve Breslau adlı iki Alman savaş gemisinin Boğazları geçerek Osmanlı Devleti’ne sığınması, Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığına büyük bir darbe vurdu. İtilaf Devletleri tarafsızlık anlaşmalarına göre bu gemilerin 24 saat zarfında Türk karasularından çıkarılmasını ya da hemen silahlarından arındırılması gerektiğini bildirerek Osmanlı hükümetini protesto ettiler.(1)

Almanya ile ittifak anlaşmasını imzalayarak dostluğunu pekiştirmiş olan Osmanlı Hükümeti gemileri satın alma yoluna gitti. Nitekim Osmanlı Devleti, savaş başlamadan önce parasını peşin ödeyerek İngiltere’ye sipariş ettiği ancak yapımının tamamlanmasına rağmen İngilizler tarafından teslim edilmeyen iki gemiye karşılık olarak “Goeben” ve “Breslau” hiç para ödemeden satın aldı ve bu gemileri “Yavuz” ve “Midilli” adlarıyla Osmanlı donanmasına kattı.(2) Gemiler sözde Osmanlı Devleti’ne satılmıştır. Ancak gemi mürettebatı Almanlardan oluşmaya devam etmiştir. Daha sonra bu gemiler Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın bilgisi dahilinde Karadeniz’e çıkarak, sadrazam ve nazırlarında haberi olmaksızın, Odesa ve öteki Rus limanlarını bombardıman etmiş, savaşı bir olup bitti haline getirmiştir.(3) Bu olayın doğal bir sonucu olarak Osmanlı Devleti fiilen savaşın içerisine girmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’na dahil olan Osmanlı Devleti, bu savaşta belli başlı dört cephede savaşmak durumunda kaldı. Bu cepheler; Kafkas Cephesi, Kanal (Süveyş) Cephesi, Irak Cephesi ve Çanakkale Cephesi’dir.

Çanakkale Savaşı

Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz ve Fransızların Çanakkale Boğazı’nı ele geçirip İstanbul’u işgal etme planlarına karşı, Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Cephesi’nde verdiği mücadele dünya tarihinde ender rastlanan deniz ve kara muharebelerine sahne olmuştur.

Çanakkale Savaşı Deniz Muharebeleri (03 Kasım 1914-18 Mart 1915)

İtilaf Devletleri, Çanakkale (Çimenlik) ve Kilitbahir tabyaları ile mayınlı bölgeyi savunan bataryaları susturup, mayınlı bölgeyi taradıktan sonra 800 metre genişliğinde serbest bir geçit açıp Marmara’ya girmeyi planlıyorlardı.

Bu düşüncelerle Boğazlara yönelik ilk hücum 3 Kasım 1914’te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul ve Seddülbahir, iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını vurması üzerine Osmanlı kuvvetleri de bu saldırılara hemen karşılık verdi. İlk İngiliz filosu Çanakkale Boğazı’nı kolaylıkla geçip İstanbul’a varacağını hesap ederek ve kendinden emin bir tavırla 19 Şubat 1915’te saldırıya geçti, Türk tabyaları bombalandı.(4)

İtilaf Devletleri, 3 Kasım 1914’te başlattığı bombardımanı 18 Mart 1915’e kadar birkaç kez tekrarladı. Bu bombardımanlarda giriş bataryaları tamamen susturmakla birlikte istenilen başarı elde edilemedi. İngiliz ve Fransız donanmalarının 18 Mart 1915’te başlattığı bombardımanda merkez grubundaki bütün tabyalar yoğun ateş altında kalmasına rağmen, tabyalardan açılan ateşler de İtilaf donanmaları üzerinde etkili oldu.

İtilaf donanmaları 19 Şubat 1915’ten 13 Mart 1915’e kadar Türk tabyalarını top ateşine tutmuş, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açmıştır. İlk zamanlarda Boğazları kolayca geçeceklerini sanan İtilaf Devletleri ummadıkları bir direnişle karşı karşıya kalmışlardır.  Bir ay boyunca binlerce mermi atışı yapmışlar buna rağmen istenilen düzeyde bir gelişme elde edememişlerdir. Havaların düzelmesiyle yeni saldırılarda bulunmuşlar yine sonuç alamamışlardır. Bunun üzerine düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alınmış, yerine 17 Mart 1915 günü Tümamiral Robeck atanmıştır. Yeni komutan Robeck, 18 Mart 1915 günü donanmayla Boğaz’a saldıracağını ve yakında İstanbul’da olacağını Londra’ya bildirmiştir.
 
Nusret Mayın Gemisinin Büyük Başarısı

Dünyanın en büyük deniz gücü, Çanakkale Boğazı’na dayanmıştı. Artık Boğaz’ı geçmesi an meselesiydi. Bu durumun farkında olan Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat (Çobanlı) Bey, 17/18 Mart 1915 gecesi Boğaz’a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Binbaşı Nazmi Bey, Nusret Mayın gemisi ile o gece sisli bir havada daha önce dökülmüş mayınların arasından sessizce geçerek yirmi altı mayını Boğaz’a on birinci hat olarak döşedi. Görev tamamlandığında yine aynı sessizlik ve dikkatle geri döndüler. Ertesi günlerde, Müttefikler tarafından yeni keşif uçuşları ve mayın taramaları yapılmış, her nasılsa bu 26 mayın tespit edilememiştir.

18 Mart 1915 günü, o zamana kadar tarihin yazdığı karayla deniz arasındaki en büyük muharebe başladı. Sabah saat 11:15’teki ilk salvoyla boğazın ağzından giren, Amiral de Robeck komutasındaki büyük müttefik donanmasının hedefi, Çanakkale ve Kilitbahir’de ki ana savunma hatlarıyla, Kepez bölgesindeki mayınları koruyan tabyalardı. Tabya ve bataryaların susturulmasına paralel olarak mayın tarama gemileri Boğaz’ı temizleyecek ve İtilaf Devletleri’nin donanmasına boğaz yolunu açacaktı. Bu kademeli plandaki amaç, büyük savaş gemilerini riske sokmamaktı.(5)

11:30’da Çanakkale şehrinin iki yanındaki Türk tabyaları Queen Elizabeth zırhlısı tarafından bombalanmaya başladı. Saat 12:00’yi geçerken, Amiral Robeck, Fransız savaş gemilerinin ileriye çıkmasını emretti. Zaten Fransızlar da Marmara’ya ilk girmenin şerefini istiyorlardı. İngiliz gemilerinin 1 km kadar önüne geçen Fransız zırhlıları, aynı zamanda Türk topçusunun da atış mesafesine girmiş bulunuyorlardı. Kırk beş dakika süren top atışı “Gaulois” zırhlısını su kesiminin altından yaraladı. Agamemnon zırhlısı ise 12 isabet aldığı için bulunduğu yerden kaçmaya çabalıyordu. Amiral Robeck, Fransız gemilerini geri çekip, İngiliz gemilerini ileri sürmek istedi. Saat 14:00’te o ana kadar sürdürdüğü öncülük görevini İngilizlere bırakmaya hazırlanan “Bouvet” zırhlısı, manevra yaparken Erenköy koyunda Nusret tarafından döşenen ve fark edilmeyen mayınlardan birine çarpınca harekatın seyri değişti. Çok kısa sürede 600’ün üzerinde mürettebatıyla batan Bouvet’in ardından, İnflexible isimli gemide mayına çarptı. Hemen arkasından İrressitible ve sonrasında ona yardıma giden Ocean da aynı kaderi paylaştı.

Çanakkale Savaşı Kahramanlarından Seyit Onbaşı

Saat 18:00’da Müttefiklerin üç muharebe gemisi batırılmış diğer dört tanesi de savaş dışı bırakılmış oluyordu. Böylelikle Müttefikler donanma güçlerinin üçte birini ve 800 denizcilerini kaybetmiş oldular. Türk tarafında ise toplam 176 toptan 8 tanesi kullanılamaz hale gelmiş, batarya ve tabyalar büyük zarar görmüş, 4 subay ve 40 er şehit olmuş, 74 kişi yaralanmıştı. Karanlık Koy’da mayın bulunmadığına dair rapor veren İngiliz pilot, bu sürpriz mayınların başarısından bir gün sonra kurşuna dizilmiştir.

Cideli Mahmut Çavuş

Bouvet zırhlısının batışını izlemekte kararlı ve hatta onun batmasında bir parça payı bulunan bir kahraman vardı. Bouvet zırhlısını isabetli atışıyla vuran Cideli Mahmut Çavuş, atışının ardından iki ayağını kaybetmişti. Tedavisi yapıldığı sırada Bouvet zırhlısının batmakta olduğu haberi geldi. Cideli Mahmut yaralı halde “Beni top başına götürün” diye seslendi. Mahmut Çavuş sedye üzerinde top başına götürüldü. Cideli Mahmut Çavuş’un yaralı halde, batan Bouvet’i seyredişi şehitlikle kucaklaştığı anda görmüş olduğu son manzara olmuştu. Ona gurur ve huzur veren tek manzara. Bu olay Çanakkale’de yaşanmış buna benzer binlerce kahramanlık örneğinden sadece biriydi.

18 Mart’ın ortaya çıkardığı tablo, Boğaz savunmasında mayın hatlarının önemini bir kez daha kanıtlıyordu. Bu sonuç, Nusret mayın gemisini ve mürettebatını Çanakkale muharebelerinin unutulmayacak sembollerinden yapmıştır. Nusret mayın gemisi, Çanakkale Cephesi deniz harekatının, Osmanlının başarısına dönüşmesini sağlayan en büyük unsur olmuştur.(6)

18 Mart zaferinin sonunda İtilaf Devletleri’ne ait bilanço onlar adına bir hayli üzücü olmuştu. 18 zırhlı gemiden altısı batırılmış veya harap olmuştu. Geriye kalanlar ise aynı akıbete uğramamak için kaçıp gitmişlerdi. İtilaf Devletleri, bu kayıplardan duydukları acı ve üzüntü ile gururlu gelişlerinin akıbetinde uğramış oldukları düşüşün telafisi için yeni yol ve yöntemler arar olmuşlardı.

Çanakkale’nin sadece donanma ile geçilemeyeceğini anlayan İtilaf Devletleri, kara harekatında karar kıldılar. Bu harekat için yeni planlar yapmaya ve dünyanın bir çok yerinden Çanakkale’de savaşacak asker toplamaya başladılar.

18 Mart günü yaşananlar Türk tarihinde gerçek bir zaferdir.

Çanakkale Savaşı Kara Muharebeleri (25 Nisan 1915-9 Ocak 1916)

Çanakkale Savaşı Kara Muharebeleri

Kaynakça:
(1) Erhan Metin, Sözün Bittiği Yer Çanakkale, Mart 2008, s.29
(2) Sander, A.g.e, s.293
(3) Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İstanbul 1998, s.80-81
(4) Nuri Köstüklü, A.G.M., S.62, C.21, Temmuz 2005
(5) Gürsel Göncü, Şahin Akdoğan, A.g.e., s.19-20
(6) Erhan Metin, Sözün Bittiği Yer Çanakkale, Mart 2008, s. 40-41

Etiketler: çanakkale savaşı, 1915 çanakkale savaşı, çanakkale savaşının özeti, çanakkale savaşı hakkında özet bilgi,
Eklenme: 19.03.2013
Okunma: 2979

Yorum yaz

İsim
E-Posta
Yorum
Son 500 karakter...
Güvenlik
Telif Hakkı Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Link verilmeden ve kaynak gösterilmeden her hangi bir yazı yada içerik bilgisinin alınarak web sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. Sitemizin içeriği internet üzerinden sürekli olarak kontrol edilmekte olup, telif hakkı ihlalinde bulunanlar hakkında gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ataturkdevrimleri@hotmail.com iletişim adresimizden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır. www.ataturkdevrimleri.com En Büyük Atatürk Sitesi - Site Haritası
DMCA.com Protection Status